Yüceer’den Akay'a 'sessizlik' tepkisi: CHP'nin emeğiyle bir yerlere gelip susamazsınız
Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkan Dr. Candan Yüceer, belediye hizmet binasında dün saat 14.00’de gazetecilerle bir araya geldi. Toplantının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer, CHP’deki mutlak butlan tartışmaları üzerinden Çerkezköy Belediye Başkanı Vahap Akay’ı eleştirdi. Yüceer, “Cumhuriyet Halk Partisi'nin emektarlarıyla, onların emeğiyle bir yere geldik. Biz onların üzerinde değiliz" dedi.
Buse Akın
Sorumlu Müdür / Yazı İşleri Müdürü
Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkan Dr. Candan Yüceer, belediye hizmet binasında dün saat 14.00’de gazetecilerle bir araya geldi. Toplantının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer, CHP’deki mutlak butlan tartışmaları üzerinden Çerkezköy Belediye Başkanı Vahap Akay’ı eleştirdi. Yüceer, “Cumhuriyet Halk Partisi'nin emektarlarıyla, onların emeğiyle bir yere geldik. Biz onların üzerinde değiliz" dedi.
Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkan Dr. Candan Yüceer, belediye hizmet binasında saat 14.00’de gazetecilerle bir araya geldi. Toplantının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer, CHP’deki mutlak butlan tartışmaları üzerinden Çerkezköy Belediye Başkanı Vahap Akay’ı eleştirdi. Yüceer, “ Cumhuriyet Halk Partisi'nin emektarlarıyla, onların emeğiyle bir yere geldik. Biz onların üzerinde değiliz. Onların emeğiyle makam sahibi olacaksın, Cumhuriyet Halk Partisi'nin iradesi saldırı altındayken susacaksın ya da kendini onlardan üstün göreceksin, onun iradesini yok sayacaksın. Böyle bir şey yok” dedi.
Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkan Dr. Candan Yüceer, TESKİ tarafından yürütülen ve planlanan projeleri anlatmak üzere gazetecilerle bir araya geldi. Sunum öncesi TESKİ filosuna öz gücüyle kattıkları yeni hizmet araçlarını tanıtan Yüceer, daha sonra sunumuna başladı.
Göreve geldikleri günden itibaren kaynakların daha etkin ve tasarruflu bir şekilde kullanılması, kiralamaların terki, kaynakların en etkili şekliyle hizmete dönüşmesi noktasında bir irade gösterdiklerini dile getiren Yüceer, “2 yılı aşkın bir sürede geldiğimiz nokta itibariyle ‘iyi ki böyle başlamışız’ diyoruz. Çünkü 450’nin üzerindeki aracı Büyükşehir’e, TESKİ’ye kazandırmanın ve bunlar sayesinde tasarruf etmenin, artık vatandaşın omzundaki yükü, sıkıntıyı biraz daha alabilmenin haklı mutluluğu ve gururu içindeyiz” dedi.
Kaynakları şehrin ihtiyaçları, vatandaşların beklentileri ve kurumsal kapasiteleri ölçüsünde hayata geçirdiklerini dile getiren Yüceer, “Küresel iklim krizinin sonuçlarını geçtiğimiz sene çok yaşadık. Naip Barajı yüzde 1’in altındaydı. Türkmenli Göletimizi hiç kullanamamıştık. Bu yıl ne mutlu ki çok fazla olmasa da yağış aldık. Bugün Naip Barajı’nın doluluk oranı yüzde 21 seviyelerinde. Türkmenli göletimizin doluluk oranı yüzde 14 seviyelerinde. Bu bizler için rahatlatıcı ama tek başına yeterli değil. O yüzden bizler Büyükşehir ve TESKİ olarak göreve geldiğimiz günden beri suya, altyapıya yapılan her yatırımın aslında geleceğe yapılan en önemli yatırım olduğu bilinciyle hareket ettik. Öz mal araçlarımız da bunun içindi. Biz ‘Günü kurtaralım, günün alkışını alalım, popülizm yapalım, konuşalım, yiyelim, içelim, gelecekte de ne olursa olsun’ demedik. Altyapıdan arıtma tesislerine, içme suyu hatlarının yenilenmesinden kayıp-kaçakla mücadeleye, yeni kaynaklar yaratmaya kadar yoğun bir mücadele içinde çalışmalarımızı hayata geçirdik” ifadelerini kullandı.
Amaçlarının öncelikli olarak vatandaşlara kesintisiz, sürdürülebilir, sağlıklı bir su hizmeti sunabilmek olduğunu kaydeden Yüceer, “Su olmazsa hayatın olmayacağı, su olmazsa geleceğin olmayacağı, su olmazsa hiçbir şeyin bir anlam ifade etmeyeceği gerçeğiyle bunu ifade ediyorum. Göreve gelir gelmez ‘Tekirdağ’ın en önemli sorunu susuzluk, su kaynaklarının tükenmesi, suyun aşırı tüketimi ve bu noktada altyapıyla, yeni su kaynaklarının yaratılmasıyla ilgili sıkıntı’ dedik. Göreve geldiğimiz günden beri daire başkanlarımız, genel sekreterimiz ilgili bakanlıklarda Tekirdağ’ımızın sorunlarını dile getiriyorlar. Ben de her Ankara ziyaretimde o kapıları çaldım. Dilimiz döndüğünce, zamanımız yettiğince bu sorunları dile getirdik. Bazen kredi talep ettik” dedi.
İller Bankası’ndan talep ettikleri 12 milyarlık kredinin 1 milyar 35 milyonunun onaylandığını belirten Yüceer, bu krediyi Süleymanpaşa’yı besleyen Sarılar ana isale hattının yenilenmesi için kullanacaklarını kaydetti. Altyapı noktasında bir seferberlik ilan ettiklerini söyleyen Yüceer, “Bu tek başımıza verebileceğimiz bir mücadele değil. Bunun bir tarafı bakanlıklar, bir tarafı vatandaşlar, bir tarafı yerel yöneticiler. Ama bütüncül bir şekilde birlikte mücadele edilirse aşılacak sorunlar. Biz bu noktada tüm paydaşlarımızla iletişim halinde çalışmalarımıza devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.
2 yıllık süreçte yeni nesil, verimli pompa sistemine geçtiklerini, var olan pompaların bakımlarını yaptıklarını, 2 yılda enerji maliyetini 1 milyon kilovat düşürdüklerini dile getiren Yüceer, “Bir yandan altyapımızı yeniliyoruz. Kayıp kaçağımızı azalttık. Güneş enerjisi santralleri yaptık. Rüzgar enerji santralleri için başvuru yaptık. Kendi enerjisini kendi üretebilen, maliyetlerini düşüren, kendi kendine yeten bir büyükşehir, bir TESKİ olalım dedik. Bunları yapmaya başlayınca ve su tasarrufunu teşvik edince altyapı seferberliği başlattık” diyerek yapılan altyapı çalışmalarıyla ilgili bilgi verdi. Kapaklı’da sudaki demir mangan oranını azaltmak için, geçici de olsa çözüm üretmek için sorunlu olan kuyularda paket arıtma yöntemini denediklerini ve başarılı olduklarını dile getiren Dr. Candan Yüceer, “Ayvacık Barajı’yla beraber inşallah bu sorunlardan kurtulmuş olacak” dedi.
Başkan Candan Yüceer, konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Vahap Akay’ın kendisine yönelik eleştirilerinin hatırlatılması üzerine Başkan Yüceer, “Kişi kendinden bilir işi. Bir süreç yaşadık. Partimizin, örgütümüzün iradesi, kurultayımız tartışmaya açıldı. Sonuç itibariyle seçilmiş yöneticilerimiz bir şekliyle yönetimden alındı, alınmaya çalışıldı. Genel merkezin kapısına polis dayandı. Bu kadar şey olurken, örgütün iradesi bu türden bir saldırı altındayken burada hukuktan yana olabilmek, burada örgütün iradesini savunabilmek kıymetli. Yoksa bizim kimseye, kimsenin şahsına yönelik söylediğimiz şeyler değil. Yani burada önemli olan hani hep söylüyoruz tarihin doğru tarafında olmak diye. Bu doğru taraf Ali'nin tarafı, Veli’nin tarafı değil. Burada doğru taraf diye tam olarak ifade edilen şey hukuktan yana, demokrasiden yana, örgütün iradesinden yana durabilmekti. Buna yönelik bir sözü kişi kendine alıp ondan sonra başka bir şekliyle yapıyorsa insanın bilmiyorum üstüne alınması lazım. Burada bu şekliyle yorumlaması lazım. Bunu yaparken dönüp insanın buna sebep olanlara bir kelam etmesi gerekir. Bir cümle kurması gerekir. Dönüp yol arkadaşına saldırmak ne yol arkadaşlığı ne de Cumhuriyet Halk Partisi kültüründe ben bilmiyorum öyle bir şey. Yani burada tam tersi insanların bu şekliyle mücadeleyi büyütmesi, yan yana gelmesi gerekirken dönüp kendi içindeki yol arkadaşıyla mücadele etmek, dönüp ona laf söylemek yani bu ne parti kültüründe var ne Cumhuriyet Halk Partisi'nin böyle bir dili var. Bu dil birleştirici bir dil değil. Bu ayrışmanın dilidir. Bu kutuplaştırmanın dilidir. Ama demek ki kendisi gibi biliyor işte. Dolayısıyla ben uzun yıllardır siyasetin içinde biri olarak karşınızdayım. Yıllarca milletvekilliği yaptım, ilçe yöneticiliği yaptım. Parti meclisi üyeliği yaptım. Bugün Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı olarak karşınızdayım. Biz şunu gördük, düsturumuz şudur: Hizmet söz konusuyla siyaset yoktur. Yoksa elbette herkesin bir görüşü vardır. Bir anlayışı vardır. Ama bu anlayış hizmetin önüne geçmez. Bu anlayış kişisel hırsların önüne geçmez..
Ya da sonuç ne olursa ben ona göre pozisyon alayım demek bizim düsturumuzda yok. Yani bizim düsturumuzda; ‘Sonuç işime geldiğinde böyle durayım. Sonuç işime gelmediğinde böyle durayım’ demek yok. Böyle bir mantık yok. Doğru tek. Doğru sonuçtan bağımsız. Dolayısıyla biz doğrunun yanındayız. Hukuktan, demokrasiden ve Cumhuriyet Halk Partisi örgütünün iradesinin yanından yana bir tavır gösterdik. Sonucu bekleyenler olabilir. Ona göre pozisyon almak isteyen olabilir. Ama dönüp kendi içinde mücadeleyi büyüteceğine kendi yol arkadaşına kendi partinde dönüp bunları söylemek hani mücadeleyi büyütecek yerde dayanışmanın dilinin olması gereken yerde bunu söylemeyi bilemiyorum. Diyorum ya işte hani kişi kendinden biliyor işi. Ama burada şunu söylemem lazım. Her şey olabilir. Kimse örgütün üstünde değil" dedi.
Vahap Akay’ın mutlak butlan kararından sonra sessiz kalmasına da sert sözlerle tepki gösteren Yüceer, “Cumhuriyet Halk Partisi'nin emektarlarıyla, bizler onların emeğiyle bir yere geldik. Biz onların üzerinde değiliz. Onların emeğiyle makam sahibi olacaksın, Cumhuriyet Halk Partisi'nin iradesi saldırı altındayken susacaksın ya da kendini onlardan üstün göreceksin. Onun iradesini yok sayacaksın. Böyle bir şey yok. Böyle bir şey yok. Dolayısıyla hani bu noktada hepimiz milletin iradesiyle buradayız. Hepimiz kendi partilerimizin çatısı altında onların iradesini temsil ediyoruz. Yani burada seçilmiş İl Başkanı da Cumhuriyet Halk Partisi örgütünün iradesini temsil ediyor. ‘Ben onu tanımıyorum’ demek, ‘Cumhuriyet Halk Partisi'nin örgütünü tanımıyorum, tanımak da istemiyorum’ demek. Kendini oraya getiren emeği kendini oraya getiren iradeyi yok saymak demek. Bu da başka bir şey oluyor. Dolayısıyla seçilmiş insanlara saygı göstermek, onların emeğine saygı göstermek bizim bence en büyük sorumluluğumuz. Ama sıkıntı şu. Şimdi bakın burada özellikle eğer sizin kişisel hırsınız hizmetin önüne geçiyorsa bu sıkıntılı. Niye sıkıntılı? Çünkü o zaman başka bir şey oluyor. Ve Tekirdağ, herkesin hesabından çok kıymetli bir yer” dedi.
“Tekirdağlıların kimsenin kişisel kariyer hesabına, koltuk hesabına, kariyer planlarına kurban gitmemesi gerekiyor” diyen Yüceer, “Tekirdağ bizim evimiz. Bizim yaşadığımız, yaşayacağımız yer bir de bu bizim sorumluluğumuz. Bakın ne dedim? Herkesin bir geliş yeri var. Ama hizmet noktasında asla ne bir mahallemizi ne bir hemşehrimizi ne bir ilçemizi birbirinden ayırt etmeden biz hizmet üretmeye çalışıyoruz. Vallahi Çerkezköy'e hizmet etmek için çok yoğun mesai harcıyoruz. Gerçekten öyle. Ha bir kovalamaca oynuyoruz. Köşe kapmaca oynuyoruz. Hiç yaşanmaması gereken şeyleri yaşıyoruz. Bakın Çerkezköy'den biraz önce bahsettim. Yaklaşık 21 kilometre bir içme suyu, asbestli boru değiştirmemiz var. Yaklaşık 10 kilometrenin üstünde kanalizasyon hattımız var. 7 bin beş yüz metre küplük bir su depomuz var ihalemiz kapsamında. Bunlar var. Biz bunlarla ilgili biliyorsunuz kazı izni alıyoruz. Kazı izni alırken biz başvuru yaptık. Başvurumuzu nereye yaptık? Çerkezköy Belediyesi’ne yaptık. Dedik ki kazı yapacağız. Burada da bu izni almamız gerekiyor dedik. Yani bilgiye ve belgeye dayalı konuşmak lazım. Gerçekleri konuşmak lazım. Hepimizin tek bir şeye hakikatlere borcu var. Onun dışında bir borcumuz yok. 10.06.2025’te kazı izni için başvurumuz var. Yaklaşık 2 buçuk ay sonra kazı izni geliyor. Ne zaman geliyor? 19.08.2025’te. Şimdi sözleşme tarihimiz 1 yıllık bizim. O 1 yılın içinde 2 buçuk ayı kazı izni bekledik. Diyor ki sen bu işi 4 ayda bitir. Ben iki buçuk ayda zaten kaza izni için bekledim. Sonra diyor ki ben bunu uzattım. Yıl dönümlerinde ondan sonra tekrar bir izin vermek gerekiyor. Ne oluyor ondan sonra? 19.05. 2026. Bunun içinde ne var? 2 buçuk aylık kazı izni bekleme süresi var. Bunun içinde ne var? Vallahi her şey var. At yapı var. Bu altyapı dediğimiz şey bilinmez bir şey. Yıllar yıllar önce yapılmış asbestli borular ve 10 yıl boyunca bu borular çürürken, altyapı ihtiyacı yetmezken, kanalizasyon ihtiyacı büyürken, su deposu ihtiyacı büyürken ve bunlar için bir çalışma yapılmazken susanlar ya kazmayı vurdu. Kazmanın başında video çekimleri yaptılar. Akabinde daha süre dolmadan tutanaklar geldi. Tutanaklar, tutanaklar, tutanaklar. Akabinde arkadaşlarımız orada konuşuyorlar ve diyorlar ki bağlantı bulamadığımız yerler var. Çok normal. Bu hanelere bağlamak zorundayız biz bunları. Tek tek çünkü vana koyuyoruz. Sadece arıza, herhangi bir şey, olumsuzluk olduğunda o hanenim suyu kesilsin. Tonlarca su boşa atmasın” ifadelerini kullandı.
Bir yandan altyapıyı yenilerken bir yandan da teknolojiyi kullandıklarını kaydeden Yüceer, “Bugün ne mutlu ki hepsini tamamladık. Yağışlar oldu, aksaklıklar oldu. Altyapı işi böyle bir şey gerçekten. Ama burada niyetin maalesef iyi olmadığına dair tüm işaretleri biz yaşadık. Nasıl yaşadık? Vallahi daha süremizde olmadan tutanaklar yağdı buraya. “Ulaşamıyorum” dendi. Vallahi telefonum bir gün bile çalmadı. Hayır benim telefonum hiç çalmadı. Hiçbir şekliyle bir iletişimi bırakın tam tersi sürekli genel müdürlerine işte genel müdür yardımcılarına sarılarak canlı yayın eşliğinde maalesef bu işin siyasetinde, bu işin mağduriyetinde, bu işin çözümünde olmayan bir anlayış oldu. “Ne yapabiliriz? Nasıl yapabiliriz? Nasıl destek oluruz? Nasıl bu işi hızlandırabiliriz?” denilmeyen bir yaklaşımla maalesef biz karşı karşıya kaldık” dedi.
Eksiklerin olabileceğini, yatırımların tartışılabileceğini kaydeden Yüceer, “Siz yapılan her hizmeti yok sayan, emeği değersizleştiren, seçilmiş yöneticileri itibarsızlaştırmaya çalışılan, bizim çalışma arkadaşlarımızı itibarsızlaştıran bu türden yaklaştırmalara izin veremeyiz. Burada gerçekten yoğun emek var. 7/24, gecesi gündüzü yok, tatili yok. Bu süreçte ciddi anlamda sıkıntılar yaşanıyor. Olabilir, eksikler olur mu? Olur. Yani eksiklerimiz varsa tamamlarız, hatalar varsa düzeltiriz. Ama amaç burada emeği değersizleştirmek olursa, hizmetin önüne geçmek olursa ne uğruna? Siyaset uğruna. O zaman dur demek gerekiyor. Niye gerekiyor? Çünkü bakın bizler beceriksiz mi olmamışız, iş bilmez mi olmamışız? Olmuşuz da olmuşuz. Diyorlar ki ‘altyapı ilk kez yapılmıyor’ Bakın 2014-2024 arası 10 yıl boyunca Çerkezköy’de 25 kilometrelik bir asbestli boru değişimi olmuş. Bizim 2024-2026 arası bu konuştuğumuz projede sadece 21 kilometre asbestli boru değiştiriyoruz. Daha kalan var. Ama işin ilginci şu; bunca yıldır bu borular patlarken, çürürken, altyapı ihtiyacı varken, ortadayken, altyapı yetmezken, kanal ihtiyacı varken, su deposu yetmezken hiç konuşmayanlar, bir kelam etmeyenler biz bu sorumluluğu üstlendiğimizde, sırtladığımızda, bismillah diyerek kazmayı vurduğumuzda vallahi başladılar konuşmaya” ifadelerini kullandı.