CANLI: USD: 49,37 ₺ EUR: 55,21 ₺ ALTIN: 6.797 ₺ BTC: $77.340 HAVA: Tekirdağ 14°C ☀️
Kategoriler
Eğitim Yaşam Sesli Haber Makale Gündem Ekonomi Yerel Haberler Asayiş Spor Siyaset Teknoloji Sağlık & Yaşam Kültür Sanat Video Haber Resmî İlanlar
Gündem
Metin Boyutu:

Trakya’nın can damarı Gala Gölü’ne türbin gölgesi düştü

Keşan Kent Konseyi, Trakya’nın en önemli sulak alanını savunmak için harekete geçti. Konsey, Gala Gölü Milli Parkı’nı tehdit eden ve Enez’de yapılmak istenen Rüzgâr Enerji Santrali projesine verilen “ÇED Olumlu” kararına tepki gösterdi. Konsey, kuş göç yollarını, doğal yaşamı ve bölge halkının geleceğini tehlikeye atan bu kararın iptalini isteyerek, “Gala Gölü susturulamaz” çağrısında bulundu.

Buse Akın

Buse Akın

Sorumlu Müdür / Yazı İşleri Müdürü
📅 31.10.2025 07:47 ⏱️ 22 Dk Okuma 👁️ 6,872
Trakya’nın can damarı Gala Gölü’ne türbin gölgesi düştü

Keşan Kent Konseyi, Trakya’nın en önemli sulak alanını savunmak için harekete geçti. Konsey, Gala Gölü Milli Parkı’nı tehdit eden ve Enez’de yapılmak istenen Rüzgâr Enerji Santrali projesine verilen “ÇED Olumlu” kararına tepki gösterdi. Konsey, kuş göç yollarını, doğal yaşamı ve bölge halkının geleceğini tehlikeye atan bu kararın iptalini isteyerek, “Gala Gölü susturulamaz” çağrısında bulundu.

Keşan Kent Konseyi, ülkemizin en önemli sulak alanlarından ve kuş göç merkezlerinden olan Gala Gölü Milli Parkı’nın geleceğini tehdit ettiği gerekçesiyle Enez ilçesinde yapılmak istenen Rüzgâr Enerji Santrali projesine, Edirne Valiliği ve İl Çevre Komisyonu tarafından verilen "ÇED Olumlu" raporunun iptalini istiyor.

“ULUSLARARASI DÜZEYDE KORUNMASI GEREKEN BİR ALAN NİTELİĞİNDE”Keşan Kent Konseyi Yürütme Kurulu tarafından yapılan açıklamada, Edirne’nin Enez ilçesinde yer alan Gala Gölü Milli Parkı’nın binlerce yıldır Trakya’nın yaşam damarlarından biri olduğu, Antik Ainos (Enez) kentinden bu yana bölgenin; balıkçılık, saz üretimi ve tarım faaliyetleriyle insan yerleşimini beslediği, bugün ise Türkiye’nin en önemli sulak alan ve kuş göç merkezlerinden biri haline geldiği vurgulanarak, “Dünya mirası ve aynı zamanda milli parktır. Gala Gölü ve çevresi, Meriç Deltası Sulak Alanlar Kompleksi’nin bir parçasıdır. Ramsar Sözleşmesi, Bern Sözleşmesi, Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi ve Avrupa Kuş ve Habitat Direktifleri kapsamında uluslararası düzeyde korunması gereken bir alan niteliğindedir” ifadelerine yer verildi.

“MİLLİ PARKIN ÖNEMLİ BİR KISMINA ZARAR VERİYOR”Bu bölgenin, Afrika–Avrupa kuş göç yolu üzerinde olduğu belirtilerek, “Her yıl ortalama 200’den fazla kuş türü burada konaklamakta, üremekte veya beslenmektedir. Aralarında flamingo, pelikan ve küçük karabatak gibi nesli koruma altındaki türler bulunmaktadır. Bu olağanüstü ekosistem yalnızca doğal bir yaşam alanı değil, aynı zamanda bölge halkının kültürel kimliğinin, geçim kaynaklarının ve geleceğinin de temel unsurudur. Ne yazık ki, bugüne kadar özel sektörün önüne gelen her projeye hızla onay veren Edirne Valiliği ve İl Çevre Komisyonu, bu kez de dünya mirası niteliğindeki Gala Gölü Milli Parkı’nın geleceğini tehdit eden bir projeye “olumlu” rapor vermekten çekinmemiştir. 14 Ağustos 2025 tarihinde “ÇED Olumlu” kararı verilen projenin adı: Çandır Rüzgâr Enerji Santrali (42 MW / 8 türbin) ve Elektrik Depolama Tesisi (42 MWh) Yeri: Enez ilçesi, Çandır – Hisarlı – Işıklı – Yenimahalle Köyleri. Proje bedeli ise yaklaşık 546 milyon TL. En yakın türbin – milli park sınırı mesafesi: 1-2 km ile başlayıp bazı alanlarda 80 yüz metreye yaklaşan türbinler var. Bu proje, Gala Gölü Milli Parkı ve Meriç Deltası sulak alan sistemiyle sadece komşu değil, adeta iç içe konumlanmıştır. Direkler, yolar, bağlantı alanları mera orman ve milli parkın önemli bir kısmına zarar veriyor” denildi.

“GÖÇMEN KIŞLAR İÇİN YOK OLMA RİSKİ TAŞIYOR”Projede planlanan türbinlerin, Afrika–Avrupa kuş göç koridorunun tam kalbinde yer aldığı belirtilerek, “Bu hat; pelikan, leylek, yırtıcı kuşlar, flamingolar ve ördek türleri tarafından yoğun biçimde kullanılmaktadır. Türbinlerin 150 metre kule yüksekliği ve 120 metre kanat çapı, kuş çarpışma riskini dramatik biçimde artırmaktadır. Yer yer milli parka 80-100 metreye yaklaşan türbinler, göçmen kışlar için yok olma riski taşıyor. Oysa Ramsar ve Bern Sözleşmeleri, bu tür habitatlarda türlerin göç yollarına engel oluşturacak yapılar yapılmamasını açıkça yasaklamaktadır. Proje, bu uluslararası yükümlülüklerle açıkça çelişmektedir ve geri dönüşü olmayan ekolojik yıkım riski taşımaktadır. Ayrıca, raporun “ornitolojik değerlendirme” bölümü yalnızca yaklaşık 12 haftalık kısa bir gözleme dayanmaktadır. Oysa bu bölgedeki kuş hareketlerini anlamak için en az bir yıl boyunca, mevsimsel döngüleri kapsayan uzun süreli gözlemler gerekir. Bu haliyle rapor bilimsel olarak yetersiz, taraflı ve düzmece niteliklidir.3 haftada göçmen yollarını gelen giden kuş türlerini gözleyip rapor tutmak bilimle değil ancak hayal gücüyle açıklanabilir” denildi.

“YABAN HAYATI İÇİN BARINAK KAYBINA YOL AÇACAK”Türbin temelleri ve servis yollarının toprak geçirgenliğini azaltacağı, yağış sonrası yüzey akışını artıracağı, bunun da erozyon ve sediment taşınımı yoluyla Gala Gölü’nün su kalitesini bozacağı belirtilerek, “Gala Gölü, özellikle kış aylarında su biriktirip ilkbahar–yaz döneminde çevreye su sağlayan doğal bir rezervuardır. Bu özelliğiyle bölgedeki tarım, hayvancılık ve biyolojik çeşitlilik için hayati öneme sahiptir. Türbin inşaatı sırasında bitkisel toprak ve çalılık habitatların tahribi, göçmen kuşlar ve yerli yaban hayatı için barınak kaybına yol açacaktır. Ayrıca, açılacak temel ve kanal kazıları, doğal su yollarını geri dönüşsüz biçimde değiştirecek ve habitat parçalanması yaratacaktır. Su kıtlığı yaşanan bu dönemde doğal rezervuarların geri dönüşümsüz hasarı doğal hayat, çevre ve tarım için endişe ve korku yaratmaktadır. Türbinlerin işletme sesi 35–45 dB aralığındadır. Bu gürültü düzeyi, özellikle yarasa ve kuşların yön bulma sistemini bozabilir. Gölgeleme (shadow flicker) etkisi hem hayvanlarda hem de insanlarda stres, yönelim bozukluğu ve davranış değişikliklerine neden olabilir” ifadelerine yer verildi.

“HALKIN İRADESİNİ YOK SAYMAK DEMEKTİR”Projede planlanan lityum-iyon bataryaların, yüksek sıcaklıkta termal kaçak, yangın ve kimyasal sızıntı riski taşıdığı belirtilerek, “Gala Gölü gibi suya duyarlı bir ekosistemde, olası bir sızıntı; ağır metallerin ve toksik bileşiklerin suya karışmasına, bunun da kalıcı ekolojik yıkıma yol açmasına neden olabilir. Zaten mevcut durumda kirlilik yükü artmış olan bu gölün üzerine ek kimyasal risk yüklenmesi doğaya karşı kabul edilemez bir ihmal olur. Türbinlerin devasa yüksekliği, Enez’in tarihsel ve doğal peyzaj bütünlüğünü bozmaktadır. Proje, tarım, arıcılık ve hayvancılık alanlarını bölerek yerel ekonomiyi olumsuz etkileyecektir. Ayrıca, antik Ainos kenti ve çevresi, geri dönüşü olmayan görsel kirliliğe ve kültürel tahribata maruz kalacaktır. Paydaş Katılım Planı bölümünde, halkın görüşlerinin sembolik biçimde alındığı görülmektedir. Yerel halkın sesi duyulmadan, demokratik katılım sağlanmadan yapılan bu süreç, hukuken ve vicdanen sakattır. ÇED toplantısının hakkıyla yapılmaması, halkın iradesini yok saymak demektir. Özel sektörün, il çevre müdürlüğünden alelacele aldığı izinlerle halktan kaçması, şeffaflıktan korktuğunun en açık göstergesidir” denildi.

“İZİN VERENLER, GALA GÖLÜ MİLLİ PARKI’NI GÖRDÜ MÜ?”Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi: “Tüm bu veriler göstermektedir ki, söz konusu proje yenilenebilir enerji kılıfı altında doğal yaşamı yok edecek bir girişimdir. Özel sektörün kural, kanun vicdan tanımaz kar hırsı valilik ve il özel idare tarafından hızla hayata geçirilerek suça ortak oluşmuştur Acaba izni masa maaşında resmiyete çevirenler Gala Gölü Milli Parkı’nı hayatında hiç görmüşler midir? Bu proje; RAMSAR, BERN ve Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmeleri ilkeleriyle, 2872 Sayılı Çevre Kanunu’nun 3. ve 9. maddeleriyle, ÇED Yönetmeliği’nin 6. ve 8. maddeleriyle açıkça çelişmektedir. Bu nedenlerle, 14 Ağustos 2023 tarihli “ÇED Olumlu” kararının iptali ve projenin yeniden değerlendirilmesi kamu yararı ve doğa koruma ilkesi gereğidir. Gala Gölü yalnızca bir su kütlesi değil; Trakya’nın kalbi, binlerce yıldır insanla doğanın birlikte nefes aldığı bir yaşam alanıdır. Şimdi bu kalp, birkaç türbin uğruna susturulmak isteniyor. Biz bu sessizliğe razı olamayız. Çünkü doğa konuşamazsa, insanın vicdanı konuşmalıdır. Her kuş kanadında bir hayat taşır; her sazlıktan bir çocukluk anısı yükselir; her damla, geçmişin ve geleceğin ortak mirasıdır. Bu mirası korumak, sadece bir hak değil, bir borçtur. Gala Gölü’nü savunmak, Enez’i, Trakya’yı, Türkiye’yi savunmaktır. Bu topraklarda rüzgârı elektriğe değil, yaşama çevirmek mümkündür. Biz rüzgârı zincire vurmak değil, onunla birlikte yaşamak istiyoruz. Bugün burada yükselen ses, yalnızca doğanın değil, vicdanın, bilimin ve insanlığın sesidir. Bu sesi duyan, sustuğunda kaybedeceğini bilsin: Doğa sustuğunda, biz de susarız”

-

Haberi Paylaşın:

Yorumlar (0)

İlk yorumu yapan siz olun!