Çerkezköy’de kadınlar gönül sofrasında buluştu
Çerkezköy Vezirköprülüler Derneği tarafından düzenlenen “Bayanlara Özel Kahvaltı ve Gönül Sohbeti” programında kadınlar bir araya geldi. Kahvaltının ardından katılımcılara hitap eden Mevlana Camii Kur’an Kursu Öğreticisi Fatmanur Sezer, birlik, beraberlik, kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışmanın önemine dikkat çekti. Sezer, “Bir toplumun asıl gücü, insanların birbirine duyduğu sevgi, saygı ve güvendir” dedi.
Çerkezköy Vezirköprülüler Derneği, kadın üyelerine yönelik kahvaltı ve gönül sohbeti programı düzenledi. 25 Ekim Pazar günü saat 09.30’da dernek lokalinde gerçekleştirilen etkinlikte kadınlar aynı sofrada buluşarak, sohbet etme ve dayanışma bağlarını güçlendirme fırsatı buldu. Kahvaltının ardından Mevlana Camii Kur’an Kursu Öğreticisi Fatmanur Sezer, Kur’an-ı Kerim tilavetinde bulundu. Sezer, daha sonra Kur’an-ı Kerim’den ayetlerle desteklediği konuşmasında toplumsal dayanışmanın, kardeşlik hukukunun, yardımlaşmanın ve iyilik yapmanın insan hayatındaki önemini anlattı.

“TOPLUMUN ASIL GÜCÜ SEVGİ, SAYGI VE GÜVENDİR”
İnsanların sevinçlerini ve üzüntülerini paylaşabilecekleri dostlara ihtiyaç duyduğunu belirten Sezer, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “İnsan, sevinçlerini paylaşabileceği, üzüntülerini anlatabileceği, dara düştüğünde kapısını çalabileceği insanlara daima ihtiyaç duyar. Dinimiz insanları birbirinden uzaklaştırmayı değil, birbirine yaklaştırmayı, düşman etmeyi değil, kardeş etmeyi, ayrıştırmayı değil, kaynaştırmayı öğütler. Bir toplumun gücü sadece malıyla, mülküyle ve makamıyla ölçülmez. O toplumun asıl gücü, insanların birbirine duyduğu sevgi, saygı ve güvendir. Birbirimizin elinden tuttuğumuzda güçleniriz. Birbirimizin derdiyle dertlendiğimizde insanlığımızı gösteririz. Birbirimizin sevincine ortak olduğumuzda kardeşlik bağlarını yaşatırız” dedi.
“FARKLILIKLARIMIZI DÜŞMANLIK SEBEBİ HALİNE GETİRMEMELİYİZ”
Birlik ve beraberliğin önemine dikkat çeken Sezer, Kur’an-ı Kerim’den örnekler vererek konuşmasını şöyle sürdürdü: “Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim'de, Âl-i İmrân suresinin 103. ayetinde şöyle buyuruyor: ‘Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla. Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin’ Bu ayet çok dikkat edilmesi gereken bir ayettir. Bizlere çok önemli bir hakikati hatırlatmaktadır. Müminler Allah'ın dinine sımsıkı sarılmalı, aralarındaki kardeşlik bağlarını korumalı ve ayrılığa düşmekten de sakınmalıdır. Elbette ki hepimiz aynı düşünceye sahip olmayabiliriz. Her insanın mizacı, anlayışı ve hayat tecrübesi farklıdır. Nitekim bir aile içerisinde annenin birkaç evladına baktığımızda, her birinin huyunun, karakterinin ve mizacının birbirinden farklı olduğunu görürüz. Bizlerin de birbirinden farklı özellikleri vardır. Ancak farklılıklarımızı birbirimize düşman olmak için bir sebep haline getirmemeliyiz. Önemli olan, farklılıklarımızla beraber yoğrulup dünya hayatında güzel bir hayat kurabilmektir. Birlikte rahmet, ayrılıkta ise sıkıntılar vardır. Gönüller birleşirse küçücük imkanlarla büyük işler başarılır. Gönüller ayrılırsa büyük imkanlar bile bereketsiz kalabilir”
“KARDEŞLİK SADECE SÖZDE KALMAMALI”
Kardeşlik anlayışının yalnızca sözlerle değil, davranışlarla da ortaya konulması gerektiğini vurgulayan Sezer, yardımlaşmanın ve ihtiyaç sahiplerine sahip çıkmanın önemine değinerek, “Rabbimiz Hucurât suresinin 10. ayetinde de şöyle buyurmaktadır: ‘Müminler ancak ve ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin’ Rabbimiz müminler arasında kardeşlik bağını kurmuş ve bu doğrultuda aralarındaki anlaşmazlıkları gidermelerini, husumetleri ortadan kaldırmalarını ve kardeşlik bilinciyle hareket etmelerini bizlere emretmiştir. Yani herhangi bir şekilde birbirimize bir şey söylediğimiz zaman, birbirimizin mümin kardeşi olduğunu ve birbirimize mümin kardeşliği anlayışıyla bakmamız gerektiğini daima hatırlamalı ve unutmamalıyız. Peki, kardeşlik yalnızca birine ‘kardeşim’ demek midir? Hayır. Kardeşlik, ihtiyaç sahibi gördüğünde yüz çevirmemektir. Hastayı ziyaret etmek, yaşlıya hürmet etmek, yetimi korumak, komşunun derdiyle ilgilenmek ve darda kalanlara yardım etmektir” ifadelerini kullandı.
“EN SON HANGİ KARDEŞİMİZE YARDIM ETTİK?”
Katılımcıları iyilik ve yardımlaşma konusunda düşünmeye davet eden Sezer, herkesin kendi hayatını sorgulaması gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Peki, o zaman şimdi her birimiz, ben de dahil olmak üzere, kendimize soralım: En son hangi hastayı ziyaret ettik? En son darda kalan hangi kardeşimize yardım ettik? Ya da dünyanın dört bir yanında zulüm gören Müslüman kardeşlerimiz için ne yaptık? Doğu Türkistan'da, Filistin'de, Gazze'de, Suriye'de, Halep'te, Şam'da hangi kardeşimize destek olmak için uğraştık? Hangi yetimin başını okşadık? Bunları hepimiz kendimize her gün sormalıyız. Çünkü bu dünya hayatı gelip geçicidir” dedi.
“HAYAT GEÇİCİ, KALICI OLAN YAPTIĞIMIZ İYİLİKLERDİR”
İnsan hayatının geçiciliğine ve geride bırakılan iyiliklerin değerine dikkat çeken Sezer, konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı: “Dünya hayatı geçicidir. Şu an yaşları bize göre daha ileride olan, hayat tecrübesi daha fazla bulunan elli, altmış, yetmiş ya da seksen yaşındaki ablalarımıza sorsak, bu hayatın nasıl geçtiğini anlatsalar, belki de her şeyin dün gibi olduğunu söyleyeceklerdir. Ya da küçücük yavrularımıza ‘dünya nedir?’ diye sorsak, onlar da kendi yaşadıkları zamanı anlatacaklardır. İşte hayat, dünümüzle bugünümüz arasında geçip gidiyor. Bir gün ecel geldiğinde, ruhumuz bedenimizden ayrılıp gözlerimizi kapattığımızda, yanımızda yalnızca yaptığımız iyilikler kalacaktır. Başı sıkıştığında yardım ettiğimiz, ihtiyaçlarını giderdiğimiz insanlar” şeklinde konuştu.
KADINLAR AYNI SOFRADA BULUŞTU
Çerkezköy Vezirköprülüler Derneği tarafından düzenlenen program, kadınların sosyal bağlarını güçlendirmelerine ve manevi konular üzerine sohbet etmelerine imkan sağladı.