Ayçiçeğinde 40 kiloluk fark: Anıza doğrudan ekim öne çıktı
Edirne’de farklı toprak işleme yöntemleri ile ekim zamanlarının ayçiçeği verimine etkisini belirlemek amacıyla yürütülen üç yıllık projenin ikinci yıl hasadı yapıldı. İlk yıl sonuçlarında en yüksek verim erken ekimde elde edilirken, anıza doğrudan ekim yöntemi diğer uygulamalara göre yaklaşık 40 kilogram daha fazla ürün verdi.
Marmara Haber Editörü
Haber Merkezi
Edirne İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi iş birliğinde yürütülen “Farklı Toprak İşleme Yöntemlerinin ve Ekim Zamanlarının Ayçiçeği Verim ve Verim Unsurlarına Etkileri” projesinde ikinci yıl hasadı gerçekleştirildi. Edirne Merkez’e bağlı Sarayakpınar Köyü’nde kurulan deneme alanlarında sürdürülen çalışmayla, ayçiçeğinde hem ekim tarihinin hem de kullanılan toprak işleme yönteminin verim ve yağ oranına etkisinin bilimsel verilerle ortaya konulması amaçlanıyor.
DİKKAT ÇEKİCİ SONUÇLAR
Hasat programına Edirne Vali Yardımcısı Önder Coşğun, Edirne İl Tarım ve Orman Müdürü İslam Köse, Trakya Birlik Yönetim Kurulu Başkanı Şafak Kırbiç, İl Müdür Yardımcısı Volkan Diriker, Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü personelive üreticiler katıldı. Projenin ilk yılında elde edilen veriler, özellikle ekim zamanı açısından dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Denemelerde en yüksek ortalama tane verimi dekarda 177,54 kilogramla 15 Şubat tarihinde yapılan ekimlerden elde edildi. 15 Şubat ve 15 Mart ekimleri arasındaki verim farkının önemli seviyede olmadığı belirlenirken, 15 Nisan ekimlerinde verimin yaklaşık 13 kilogram gerilediği tespit edildi.

“ÜRETİCİLERE AVANTAJLAR SUNACAK”
Yağ oranlarında da erken ekimlerin avantaj sağladığı görüldü. 15 Şubat ve 15 Mart tarihlerinde yapılan ekimlerde tane yağ oranları yaklaşık yüzde 40 seviyesinde ölçülürken, 15 Nisan ekimlerinde yağ oranının yaklaşık 2 puan daha düşük gerçekleştiği belirlendi. İlk yıl verileri, ayçiçeğinin uygun koşullar oluştuğunda daha erken dönemde ekilmesinin hem tane verimi hem de yağ oranı açısından avantaj sağlayabileceğine işaret etti. Toprak işleme yöntemleri bakımından ise anıza doğrudan ekim uygulaması öne çıktı. Bu yöntemde dekardan ortalama 199,60 kilogram tane verimi elde edilirken, sonuçların diğer iki toprak işleme yöntemine göre yaklaşık 40 kilogram daha yüksek olduğu bildirildi. Anıza doğrudan ekim yönteminin toprağın daha az işlenmesi, nemin korunması ve üretim maliyetlerinin azaltılması açısından da üreticilere farklı avantajlar sunabileceği değerlendiriliyor.

“VERİMLİ ÜRETİM MODELLERİNİN ÖNEMİ GİDEREK ARTIYOR”
Edirne Vali Yardımcısı Önder Coşğun, Edirne’nin Türkiye’nin önemli ayçiçeği üretim merkezlerinden biri olduğunu belirterek, farklı ekim tarihleri ile toprak işleme yöntemlerinin aynı koşullar altında karşılaştırılmasının üreticilere yol göstermesi açısından önem taşıdığını ifade etti. Edirne İl Tarım ve Orman Müdürü İslam Köse de ilk yıl sonuçlarında erken ekim ile anıza doğrudan ekim uygulamalarının dikkat çektiğini belirtti. Ancak tek yıllık sonuçlarla kesin bir değerlendirme yapılmasının doğru olmayacağını vurgulayan Köse, üç yıllık çalışma sonunda elde edilecek bütün verilerin birlikte analiz edilerek üreticilere daha güvenilir öneriler sunulacağını kaydetti. Trakya Birlik Yönetim Kurulu Başkanı Şafak Kırbiç ise anıza doğrudan ekim yönteminin sağladığı avantajların daha önce yapılan demonstrasyon çalışmalarında da gözlemlendiğini ifade etti. Kırbiç, özellikle değişen iklim koşulları ve kuraklık baskısı karşısında suyu ve toprağı daha verimli kullanan üretim modellerinin öneminin giderek arttığına dikkat çekti. İkinci yıl hasadından elde edilen ürünlerde yapılacak analizlerle tane verimi, yağ oranı ve diğer verim unsurları yeniden karşılaştırılacak. Projenin üçüncü yılının da tamamlanmasının ardından üç yıllık veriler birlikte değerlendirilerek farklı iklim ve üretim koşullarına karşı hangi ekim tarihi ve toprak işleme yönteminin daha avantajlı olduğunun ortaya konulması hedefleniyor.
YOL GÖSTERECEK
Çalışmanın sonunda elde edilecek bilimsel sonuçların, özellikle Trakya’da ayçiçeği üretiminde verim kayıplarının azaltılması, kuraklık koşullarına daha dayanıklı üretim modellerinin geliştirilmesi, toprak neminin korunması ve üreticilerin girdi maliyetlerinin düşürülmesi açısından yol gösterici olması bekleniyor.
Haber / Murat AKBAY